Düğünde takılan ziynet ve paraların kime ait olduğu konusunda Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024'te değiştirdiği yaklaşım; anlaşma, örf-adet, kime takıldığı ve cinsiyete özgü eşya ayrımı.
Düğünde takılan bütün ziynetlerin kural olarak her durumda kadına ait olduğu şeklindeki eski genel ifade, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin güncel yaklaşımını artık tam olarak yansıtmamaktadır. Daire 04.04.2024 tarihli 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararıyla önceki içtihadını değiştirmiş; bu yaklaşım sonraki kararlarında da aktarılmıştır.
Güncel yaklaşıma göre önce taraflar arasında ziynetlerin paylaşımına ilişkin bir anlaşma bulunup bulunmadığına bakılır. Geçerli bir anlaşma varsa uyuşmazlık bu irade çerçevesinde değerlendirilir.
Anlaşma yoksa, taraflardan biri düğün takılarının kime ait olacağına ilişkin yerel örf ve adet bulunduğunu ileri sürüp ispatlayabilir. Örf ve adet ispatlanmışsa buna göre değerlendirme yapılabilir.
Anlaşma ve ispatlanmış örf-adet bulunmadığında, kural olarak eşlerden hangisine ne takılmış veya verilmişse o eşe ait kabul edilmesi yaklaşımı benimsenmiştir. Bununla birlikte yalnız kadın veya yalnız erkek tarafından kullanılması olağan olan cinsiyete özgü ziynetlerde eşyanın niteliği ayrıca dikkate alınır.
Ziynet alacağı davasında kime ne takıldığı, ziynetlerin türü ve miktarı, daha sonra bozdurulup bozdurulmadığı, kimin rızasıyla ve hangi amaçla kullanıldığı gibi hususlar ispat konusu olabilir. Düğün görüntüleri, fotoğraflar, kuyumcu/bilirkişi incelemesi ve tanık beyanları önem taşıyabilir.
Bu nedenle eski tarihli internet içeriklerindeki 'düğünde takılan her şey kadındır' veya bunun tam tersini söyleyen kesin cümlelerle işlem yapılmamalıdır. Güncel Yargıtay içtihadı ve somut dosyadaki anlaşma, örf-adet ve deliller birlikte incelenmelidir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay bakımından hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Süre ve işlem güvenliği
Avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte bazı başvuru, itiraz ve dava türlerinde hak düşürücü süre, zamanaşımı, görev ve yetki, talep sonucu, tebligat ve delil kuralları nedeniyle sonradan giderilmesi güç veya mümkün olmayan hak kayıpları ortaya çıkabilir. Özellikle tebligat alınmışsa veya kısa süreli bir başvuru söz konusuysa işlem yapmadan önce güncel resmî kaynağı ve dosyaya özgü koşulları kontrol etmek; gerektiğinde hukuki değerlendirme almak yararlı olabilir.