Belirsiz süreli iş sözleşmelerinde iki, dört, altı ve sekiz haftalık bildirim süreleri, ihbar tazminatının tarafları, peşin ödeme ve hesaplama esasları.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesinin kanundaki bildirim sürelerine uyulmadan sona erdirilmesi halinde gündeme gelir. 4857 sayılı İş Kanununun 17. maddesinde hizmet süresine göre iki, dört, altı ve sekiz haftalık bildirim süreleri düzenlenmiştir.
İşi altı aydan az sürmüş çalışan için iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arasında dört hafta, bir buçuk yıl ile üç yıl arasında altı hafta ve üç yıldan fazla çalışan için sekiz hafta bildirim süresi öngörülür. Bu süreler asgari niteliktedir ve sözleşme veya toplu iş sözleşmesiyle artırılmış olabilir.
Bildirim süresine uymadan fesheden taraf, koşulları varsa bu süreye ilişkin ücret tutarında ihbar tazminatı ödemekle karşılaşabilir. Bu nedenle ihbar tazminatı yalnız işverenin işçiye borçlu olabileceği bir kalem değildir; işçinin bildirim süresine uymadan haksız biçimde ayrıldığı durumlarda işverenin talebi de gündeme gelebilir.
Haklı nedenle derhal fesih hallerinde bildirim süresi sistemi farklıdır. İş Kanununun 24 ve 25. maddelerinde düzenlenen haklı nedenlerin varlığı, ihbar tazminatı değerlendirmesini doğrudan etkiler. Bu yüzden fesih yazısı ve feshe dayanak gösterilen olaylar incelenmeden yalnız hizmet süresine bakılarak sonuç çıkarılmamalıdır.
İhbar tazminatı hesabında bildirim süresi ile ücretin hangi unsurlarının dikkate alınacağı birlikte değerlendirilir. Düzenli para veya para ile ölçülebilir menfaatlerin hesaba etkisi olabilir. Bordro, banka ödemeleri ve yan hak kayıtları bu nedenle önem taşır.
İhbar tazminatı diğer işçilik alacaklarıyla birlikte arabuluculuk görüşmesinin konusu yapılabilir. Fesih tarihi, kıdem, ücret ve fesih nedeni aynı dosyada kıdem, ihbar, yıllık izin ve fazla çalışma gibi birden fazla talebi etkileyebileceğinden kalemlerin ayrı ayrı hesaplanması gerekir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay bakımından hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Süre ve işlem güvenliği
Avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte bazı başvuru, itiraz ve dava türlerinde hak düşürücü süre, zamanaşımı, görev ve yetki, talep sonucu, tebligat ve delil kuralları nedeniyle sonradan giderilmesi güç veya mümkün olmayan hak kayıpları ortaya çıkabilir. Özellikle tebligat alınmışsa veya kısa süreli bir başvuru söz konusuysa işlem yapmadan önce güncel resmî kaynağı ve dosyaya özgü koşulları kontrol etmek; gerektiğinde hukuki değerlendirme almak yararlı olabilir.