Yıllık ücretli izne hak kazanma, izin süreleri, işverenin izin kullandırdığını ispatı ve iş sözleşmesi sona erdiğinde kullanılmayan izin ücretinin hesabı.
4857 sayılı İş Kanununa göre işyerinde işe başladığı günden itibaren deneme süresi de dahil en az bir yıl çalışmış işçiler yıllık ücretli izne hak kazanır. Yıllık izin hakkından vazgeçilemez ve iş sözleşmesi devam ederken izin hakkının kural olarak dinlenme amacıyla kullandırılması gerekir.
İzin süreleri işçinin kıdemine ve bazı özel durumlara göre değişir. İşverenin izin planlaması yapabilmesi, yıllık izin hakkının özünü ortadan kaldırmaz. İşçinin izin kullandığı dönemler izin kayıt belgesi, izin formu, imzalı kayıtlar ve işyeri sistemleriyle belgelendirilebilir.
Yıllık iznin kullandırıldığını ispat yükü uygulamada işveren kayıtları bakımından önem taşır. İzin defteri veya eşdeğer kayıtların varlığı, ücret bordrosunda izin gösterilmesi ve fiili çalışma kayıtları birlikte değerlendirilebilir. Yalnız bordroda bir ifade bulunması her olayda tek başına yeterli kabul edilmeyebilir.
İş sözleşmesi sona erdiğinde hak kazanıldığı halde kullanılmamış yıllık izin sürelerine ait ücret, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden talep konusu olabilir. Bu alacak, iş ilişkisi sürerken izin günlerini paraya çeviren sürekli bir ödeme kalemi olarak düşünülmemelidir.
İzin hesabında işe giriş ve çıkış tarihleri, önceki izin dönemleri, iş sözleşmesinin askıda kaldığı süreler ve kanunen çalışılmış gibi sayılan haller önem taşıyabilir. Aynı işverenin farklı işyerlerindeki çalışmaların birleştirilmesi de kıdem hesabını etkileyebilir.
Fesih sonrasında yıllık izin ücreti diğer işçilik alacaklarıyla birlikte dava şartı arabuluculuğa konu olabilir. İzin kayıtları eksikse işçinin çalışma süresi ile işverenin sunduğu izin belgeleri karşılaştırılmalı ve hangi yıllara ait ne kadar izin kullanıldığı ayrı tablo halinde çıkarılmalıdır.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay bakımından hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Süre ve işlem güvenliği
Avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte bazı başvuru, itiraz ve dava türlerinde hak düşürücü süre, zamanaşımı, görev ve yetki, talep sonucu, tebligat ve delil kuralları nedeniyle sonradan giderilmesi güç veya mümkün olmayan hak kayıpları ortaya çıkabilir. Özellikle tebligat alınmışsa veya kısa süreli bir başvuru söz konusuysa işlem yapmadan önce güncel resmî kaynağı ve dosyaya özgü koşulları kontrol etmek; gerektiğinde hukuki değerlendirme almak yararlı olabilir.